19 Haziran 2013 Çarşamba

ÖZGÜVEN ' İMİZ...

Heryerde kendimizi geliştirmek adına bişeyler yapmaya kalkıştığımız her evrede ilk karşımıza çıkan terim… Peki nedir bu özgüven ne işimize yarayacak  ?  Özetle  kendi içimizle ve çevremizle mutlu olmamız. Aklımızda olanı söylemek konusunda da yapacağımız iş ten tutunda alacağımız en basit kararlara kadar eleştirilere , tepkilere karşılaşacağımız sorunların çözümüne ilişkin her evrede reaksiyonlara karşılık kendi hayatımızın sorumluluğunu alabilmemizdir. Kısacası birey olma yolunda önce benliğimizi kabul edebilmektir. Eğer bunu yapabilirsek yersiz mutsuzlukların içine girmeyiz, hayatımızda eğer yanlış giden bişeyler varsa bunun sorumluluğunu başkasına atmaktansa çözüm yollarını daha kolay bulup uygulayabiliriz. Anahtar cümle sanırım şu “bu benim hayatım ve yaşadığım sürece doğru yada yanlış aldığım bütün kararların işlediğim bütün fiilerin sorumluluğu bana ait” 
Peki tam tersini düşünelim ; kendimizden sürekli şüphe duyduğumuz, tamamen pasifize olduğumuzu, karşımızda bizden daha yüksek sesle konuşan biri olduğunda dahi ona boyun eğdiğimizi, bulunduğumuz her ortama gerektiğinden fazla bir uyum gösterdiğimizi etrafımız yada ailemiz tarafından sevilmediğimizi var sayalım (ne kadar yorucu bir yaşama biçimi değil mi? ) Eğer böyle kurgulanmış bir hayatın içinde olduğunuzu düşünüyorsanız ciddi bir özgüven eksikliği içerisinde olduğunuzu söylemek herhalde yanlış olmaz.


ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ NASIL GELİŞİR?
Böyle bir problemin olduğunu varsayarsak önce bunu nasıl geliştirdiğimizi bulmalıyız aşağıda maddeler halinde birkaç şeklini sıraladığım duygularla sık karşılaştıysanız bilinç altınız sizi doğrudan özgüvensiz bir yaşama sevk etmek konusunda  hiç tereddüt etmez.

a-Kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirmek. 
 ( Eleştirilmek yada kendi kendimiz sorgulamak dozunda yapılıyorsa iyi bir ilerleme aracıdır. Ancak bunu en acımasız şekliyle uyguluyorsanız bu sizin gerilemenize sebep olur. Eğer böyle bir ortamdaysanız nazik bir dille etrafınızdaki insanların bunu değiştirmesini sağlayın bunu yapan kendiniz seniz eğer eleştiri cümlelerinizi olumlama cümleleri ile değiştirin. Kendi kendimize olumla cümleleri ile ilgili ilerleyen yazılarımda size örnekler sunacağım)

b-Olayların sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek. 
(Örneğin mutfakta yemeğiniz taştıysa buna bir anlam yükleyip olayı abartmayın olay basit sadece yemek taştı ve siz bunu tekrar yapabilirsiniz , yada bir iş başvurusundan ret cevap aldınız bu demek oluyor ki daha iyi fırsatlar sizi beklemekte . Bu ret cevabını hayatınızın sonuna kadar işsiz kaldığınız kurgusuna dönüştürmeyin. Yaşadığınız olaylarda daima tek bir sonuç vardır yoruma açık hale getirmeyin ve olumsuz bir sürü düşünce ile bilinç altınızı doldurmayın. Unutmayın bir kapı kapanıyorsa mutlaka daha iyisi açılma üzere sizin tokmağa dokunmanızı bekliyor)

c-Gerçekçi olmayan hedefler belirleme.
( Hedefleriniz gerçek elle tutulur ve bölümlere ayrılmış olsun muhakkak. Yolun sonunda varmak istediğiniz büyük resmi parçalara ayırın . “Bir iş sahibi olmak” bu  bir hedef değildir. Bunu anlaşılır bir hale getirmelisiniz. Örneğin üniversiteyi bitirdikten sonra pazarlama alanında kariyer edinebileceğim bir iş sahibi olacağım. Bu bir hedeftir sınırları belli varılacak yerin net olduğu bir hedeftir hangi yoldan gideceğiniz size ve tercihlerinize kalmış olsa da sonuç olarak pazarlama sektöründe bir iş sahibi olmayı planladığınızı belirtmiş oluyorsunuz. Bunun gibi her hedefiniz gerçekçi ve sınırları çizilmiş olmalıdır.)

d-Başarısızlık korkusu
 ( Girdiğiniz işlerde, söyleyeceğiniz sözlerde, herhangi bir platformda yapacağınız konuşmada , iş görüşmenizin sonucunda kısacası hayatınızın herhangi bir zamanında gerçekleştireceğiniz eylem ve söylemlerinizde başarısız olma fikrini aklınızda uzun süre tutmayın. Bunun bir korku haline gelip sizi esir almasına izin verirseniz bu özgüveninizin zedelenmesine neden olacaktır. Sonuçta başarısız bile olsanız o konuda gereken tüm çabayı ve emeği sağlamış yine de sonucu değiştirememiş sinizdir buda dünyanın sonu değil aksine yeni bir girişim kapısıdır. Bu şekilde düşünmelisiniz)

 Özgüven ve hayat içerisindeki tüm eylemlerimizde ki başarılarımız doğru orantılıdır. Daha önce yaptığımız ve başarı gösterdiğimizi bildiğimiz bir konuda sonraki çalışmalarımızda da başarılı oluruz. Çünkü bu öğretilmiş psikolojidir. Bilinç altımız bu işe giriştiğimizde “ben bunu biliyorum ve ne yapılması gerektiği konusunda da fikrim var” mesajı verecektir. Buda sizin daha rahat ve relax hareket etmenizi sağlar.Diyelim ki başarısız oldunuz bu durumda da yeni bir heyecana itmeli sizi başarısızlık hırsınızı ve düşüncelerinizi “hep kaybedeceğim” konusunda değil  , “başarılı olmak için biraz daha çalışmam gerekiyor “ doğrultusunda kullanmalısınız.

Özgüveninizin azalması konusunda ailenizin gelişme döneminde dikte ettiği belki biraz fazla tekrar ettiği sözlerin ve fiillerin etkili olduğunu var sayarsak bunları değiştirmek yine sizin elinizde unutmayın ki şu ana kadar sarf ettiğiniz efor size dikte edilen başarısızlığı yakalamak yolundaydı. Bu demek oluyor ki tam tersi bir  efor sarf ederseniz  başarı da devamında gelecektir.

Yorum Gönder